28 Eylül 2019 Cumartesi

Katılımcı ve Barışçıl Öğrenme Ortamları için Araçlar 2

Geçtiğimiz yıl eylül ayında “Katılımcı ve Barışçıl Öğrenme Ortamları için Araçlar” listelerimizin ilkini yayınlayıp, döneme ''Birlikte yaşamak ve öğrenmek için neye ihtiyacımız var?'' sorusunu sorarak başlamıştık. 
Başka Bir Okul Mümkün derneğinin de vizyonu olan katılımcı ve barışçıl öğrenme ortamları yaptığımız çalışmalarda önümüze koyduğumuz iki ana kavramı bize hatırlatıyor. Yeni dönemde de katılımı ve barışı destekleyip güçlendirecek, son zamanlarda okuyup ilham alarak yararlandığımız kaynakları bu listede derledik. 
Çocuklara birlikte keyifle paylaşarak öğrenme ortamlarımızın renklenmesi ümidiyle...

1) Şefkatli Sınıf “İlişki Temelli Öğretmenlik ve Öğrenme”
Yazarlar: Sura Hart, Victoria Kindle Hodson
Yayınevi: Bbom Yayınları 


Çocukla Barış’ın filizlenmesinde ilham kaynağı olan Sura Hart’ın Şefkatlı Sınıf’ı sevgili Bediz Gürel’in çevirisiyle geçtiğimiz hafta Bbom Yayınları’ndan çıktı. 
2 yıldır günlüklerimizi yazarken üzerinde durduğumuz konuları, derinleşmek için çalıştığımız başlıkları bu kitapta kendi dilimizde görmek ve her birinin yaygınlaşarak sınıflara gireceğini bilmek büyük bir umut ve mutluluk kaynağı bizim için.


Sınıflarımızda katılımı ve barışı konuşurken İlişki-Öğretme-Öğrenme Bağlantısı’ndan bahseden, bu ilişkileri tüm yönleriyle açıklayan, Şefkatli Sınıfı Yaratmak İçin Araçlar başlığıyla etkinlik ve oyunlar önererek planlama rehberiyle zihnimizi de kalbimizi de yeni döneme hazırlayan Şefkatli Sınıf bizim de yıl boyu elimizin altında, çalışmalarımızda destek olacak bir kaynak. Ayrıca kitabın sonunda yer alan okumalık önerilerle kendi öğrenme yolculuğunuzda derinleşebilirsiniz. 
Unutmadan ekleyelim; kitabı edinmek için kitap@baskabirokulmumkun.net adresine yazabilirsiniz.

2) Pozitif Pedagoji ile Öğrenmek “Evde ve okulda çocuğunuza öğrenme zevkini (geri) kazandırın”
Yazarlar: Audrey Akoun, Isabelle Pailleau
Yayınevi: Pegasus 


Eğitim alanında zihin haritalandırma, öğrenmeyi öğrenme üzerine çalışan iki psikolog tarafından yazılan bu kitapta eğitim metotlarında değişiklik yaparak herkesin kendi içindeki öğrenme isteğini uyandırmak ve bunu da neşeli, eğlenceli bir şekilde yapmak hedeflenmiş.


-Her Durumda Öğrenmek bölümünde öğrenmeye geniş bir bakış açısı sunuluyor. Sayfalarda açılan “İçe bakış anı” kutucukları üzerine düşünmemiz için fırsat yaratırken “Aile deneyleri” size deneyim alanı sunuyor. Bilgiler “Yaşanmış olay” başlıklı hikayeler ile desteklenmiş. 

-Kafa, Kalp ve Beden Yaklaşımıyla Öğrenmek bölümünde farklı öğrenme profilleri ele alınarak dikkati besleyen araçlara örnekler verilmiş. Kalbin çalışmaya hazırlığı için duygulara yer verilerek kendine güvenin öğrenme üzerindeki etkisi; bedenin çalışmaya hazırlığında hareketin etkisi ele alınmış. 

-Sokrat, Aristo, Zihin Haritalandırma ve Diğer Hikayeler bölümünde ise fikirlerin peşine düşmek, düşünme ve yaratıcılık süreçleri üzerinde durulmuş. 
Zihin Haritalandırma “Mind Mapping” yöntemi açıklanarak bolca örneklere yer verilmiş. 
Zihin haritalandırma her yaştan çocukla kullanabileceğiniz, öğrenmeyi kolaylaştıran bir yöntem. Sizin çalışmalarınızda ve bakış açınızda da bir değişiklik yaratabilir. 
Son olarak “Okulda Pozitif Pedagoji Mümkün” başlığı ile öğretmenlerin deneyimlerine ve çalışma örneklerine yer verilmiş. 
Bolca uygulama göreceğiniz bu kitap öğrenme ortamınızda katılımı destekleyecek fikir önerileri verecektir. 

3) Kendimi Keşfediyorum “Çocuklar için Nörobilim Temelli Duygu, Farkındalık ve Dikkat Egzersizleri”
Yazarlar: Sinan Canan, Azize Şahin
Yayınevi: Gençtuti


Farkındalık ve dikkati destekleyen uygulamalar üzerinden özellikle 6-12 yaş aralığındaki çocukların duygusal baş etme becerilerini geliştirme amacıyla, 
nörobiyoloji ve mindfulness üzerine bilgi, pratikler içeren kitabın ana başlıkları şöyle:
-Dikkat geliştiren nefes ve beden farkındalığı egzersizleri
-Eş ve grup uygulamaları
-Uyku öncesi uygulamalar
-Beden odaklı duygu yönetimi uygulamaları
-Derin farkındalık alıştırmaları 
Egzersizleri sınıflarınızda gün başlangıçları veya gün sonu değerlendirmelerinde kullanabilir, okul öncesi dönemdeki ya da 12 yaş üstü çocuklarla da birkaç ifade değişikliği ve ufak yaratıcı dokunuşlarla uygulayabilirsiniz. 

4)Mektepp, Dönem Başlarken Sınıf İçi Etkinlikler Kitapçığı


Çocuk merkezli etkinliklerin, kaynakların ve deneyimlerin yer aldığı Mektepp; öğretmenlerin ders içi etkinliklerini ve içeriklerini buradan bulup, isterlerse kendi etkinliklerini paylaşabildiği dijital bir paylaşım alanı.
Öğretmenlerin Mektepp’te paylaştığı sınıf içi etkinliklerin derlenmesinden doğan  “Öğretmen Kitapçıkları”ndan şu ana kadar üç tane yayınlanmış. Her sayısında farklı bir temayla ilgili etkinliklerin derlendiği bu kitapçık serisine ücretsiz bir şekilde ulaşabiliyoruz. 
Öğretmen deneyimlerinin sınıf videoları, etkinlik dokümantasyonları, deneyim blogları gibi alanlarda artık daha çok birikiyor oluşu ve yaygınlaşması umut veren bir gelişme. 
Öğretmenlerin dönem başında sınıflarında uygulayabilecekleri etkinliklerden bir derleme olan Dönem Başlarken – Sınıf İçi Etkinlikler isimli kitapçık, 16 adet sınıf içi etkinlik örneğini şu başlıklar altında toplamış: 
1.Dönem Başı Etkinlikleri
2.Sosyal-Duygusal Öğrenme
3.Sınıf Yönetimi
4.Sınıf Kültürü
Sınıfınızda uyguladığınız etkinliklerinizi Mektepp platformunda paylaşarak bu etkinliklerin daha pek çok öğretmene ulaşmasını sağlayabilir, yeni öğretmen kitapçıklarının hazırlanmasına siz de  katkı sağlayabilirsiniz. 


5) İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Kart Oyunu / Uluslararası Af Örgütü 

Uluslararası Af Örgütü’nün 8 yaş ve üzeri çocuklar için hazırladığı 'İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Kart Oyunu' çocukların haklar konusunda farkındalık kazanmasını sağlayacak bir araç. Kutunun içinde 30 metin, 30 resimli kart ve oyunu anlatan bir kitapçık mevcut.
Her maddeye karşılık gelen görseli bulup bir çift oluşturarak ilerleyen oyun, en çok sayıda çift bulmayı amaçlıyor. 

Kartlar, sınıf ortamında uzun süre kullanılabilecek, dayanıklı bir materyalden yapılmış. Çocuklarla buluşsun, elden ele gezsin, okunsun, oynansın ve hak kavramı ile ilgili farkındalık artsın hevesiyle bu listeye ekliyoruz.

Oyuna, Uluslararası Af Örgütü İnsan Hakları Programı'ndan ulaşabilir, iletişim için ise 'ihe@amnesty.org.tr'ye mail atabilirsiniz.


6) Sosyal Duygusal Öğrenme, Farkyaratan Sınıflar


Sosyal duygusal öğrenmenin, katılımcı ve barışçıl bir öğrenme ortamı yaratmayı kolaylaştırdığı bir okul ortamı deneyimi anlatan bir video. 

‘’Bizim burada temel amacımız barışçıl ve katılımcı bir okul kültürü oluşturmak; bunun için de duygu ve ihtiyaç diliyle iletişim kurmaya karar verdik.’’ diyen arkadaşımız Birsen Civelek, çocukları ve öğretmenleri kendilik gelişimi, sosyal gelişim ve bütünsel farkındalık gelişimi alanlarında güçlendirecek okul uygulamalarını paylaşıyor.


Videoya aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilir, diğer uygulama örneklerini de inceleyebilirsiniz. http://farkyaratansiniflar.org/sosyal-duygusal-ogrenme-mufredati.html




26 Ağustos 2019 Pazartesi

Empati 3



Empati, başkalarının yaşadıklarını saygıyla anlamaktır. Çoğu kez, empati kurmak yerine kuvvetli bir tavsiye verme, teselli etme, kendi durumumuzu veya duygularımızı açıklama dürtüsü ağır basar. Oysa empati bizi, zihnimizi boşaltıp bütün varlığımızla diğerlerini dinlemeye çağırır.
                                                                                                                              Marshall B.Rosenberg


Deneyim ve gözlemlerimizden söyleyebiliriz ki, öğrenme ortamlarında bir takım otomatik kalıpların, yargıların, çözülemeyen çatışmaların sonunda varılan ödül/cezaların kullanıldığı zamanlar olabiliyor ve bu durum katılımcı ve barışçıl zeminin oluşmasını zorlaştırıyor. Öğrenme ortamlarının katılımcı ve barışçıl olabilmesi için önemli ihtiyaçlardan biri empati.
Empatiyi birlikte deneyimlemek için pek çok yol mevcut, biz de Barış Kütüphanesi listelerinde farklı perspektiflerden ele alıyoruz, deneyimlediğimiz araçları paylaşıyoruz. Bu üçüncü listemiz, empati tohumlarını birlikte yeşertmek dileğiyle…


Çok Kötü Bir Şey Oldu

Yazan: Margeret M. Holmes
Resimleyen: Cary Pillo
Yayınevi: Okuyan Koala

Kitabın kahramanının adı Bobo. Bobo çok kötü bir şey gördü ve üzüldü, korktu, korkuyor olmaktan da hiç hoşlanmadı.Gördüğü şeyi hiç aklına getirmeden yaşamak gibi bir çözüm buldu. Bu çözüm başta işe yarıyor gibi görünse de, davranışlarında, duygularında bir takım farklılıklar fark etmeye başladı.Karnı ağrıyor, uyuyamıyor ve üzgün hissediyordu.

Bu durum gittikçe büyüdü ve okulda da zor zamanlar yaşamaya başladı. Bazen anne babalar, bazen de öğretmenler veya yetişkinlerin çocuklara duygularını anlayabilmeleri konusunda yardımcı olduklarını öğrendi ve yardım almaya başladı. Bobo gittikçe kendini daha iyi hissetmeye başladı.
Çocuklarla birlikte çalıştığımız gruplarda travmatik bir olaya maruz kalmış çocuklar olabilir. Onların duygularını düzenlemelerine destek olmak ve diğer çocuklarla empatik bir bağ geliştirmelerini kolaylaştırmak için kullanılabilecek bu kitabın içinde çocuklar tarafından doldurulmayı bekleyen sayfalar mevcut. Kitabın sonunda travmatik olaylarla ilgili ‘’ebeveynlere ve eğitimcilere not’’ bölümü de kitabın işlevini arttıracak bir içeriğe sahip.


İşler Bazen Yolunda Gitmez
Yazan: Mehmet Erkan
Resimleyen: Zeynep Dağgüden
Yayınevi: Elma Çocuk

Bu kitabın içinde çok tanıdık sahneler okuyanları bekliyor. Okulda haksızlığa uğradığını düşünme, anlaşılamama, oluşan öfke ve öfkenin zarar verdiği haller...
Bu biraz da kitabın kahramanı Hakan’ın hikayesi.  Ancak hikaye böyle bitmiyor, Hakan kendini ifade edebilme, duygularını düzenleyebilme, giderek daha empatik bir bağ kurma konusunda güçleniyor. Nasıl mı? Bu sorunun cevabı  pek ipucu  ve öneri içeren kitabın içinde mevcut.



Renk Canavarı
Yazan Resimleyen: Anna Llenas

Çeviren: Esin Pervane
Yayınevi: Nesin Yayınevi

İlk Duygular listesinin gözbebeğiydi, en kısa zamanda çevrilmesini umuyorduk, Nesin Yayınevi sağ olsun, artık daha çok çocuğa ulaşabilir, bu keyifle Empati listesine ekledik.

Mutluluğun güneş gibi ışıldadığı, hüznün yağmurlu günler gibi kendine çağırdığı, öfkenin kıpkızıl alevler çıkardığı, korkunun karanlıklara kaçıp saklandığı, huzurun ağaçlar kadar dingin olduğu rengarenk sayfalar bekliyor bizi kapağı açtığımızda. Her renk bir duygu, duygular karışınca, içi de karışıveriyor canavarın. Neyse ki, pratik bir düzenleme yolu bulabiliyor: kavanozlar!
Her renk, kavanozdaki yerini alıp düzene girdiğinde, bir renge daha yer açılıyor sayfalarda. Acaba ne?



Üzüntü Kapını Çaldığında
Yazan Resimleyen: Eva Eland
Çeviren: Sibel Çelik
Yayınevi: Martı Çocuk

Bazı duygular, içinde kalması zor duygular olabilir. Üzüntü, utanç, öfke gibi...Ne yapacağımızı bilemediğimiz, hemen bitmesini istediğimiz zamanlardan geçebiliriz. Bu durum çocuklar için de geçerli. ‘’Ağlama, üzülme  bu kadar, gül bir bakayım’’ gibi cümleleri duymayan var mı? Bunları duydukça, üzüntüyü deneyimlemek zor bir  hal alıyor.

Ancak çizimleriyle, sözünü oldukça güçlendiren bu kitap,üzüntüyü somutlaştırıyor. Gelebilen, saklamaya çalıştıkça büyüyen, ona alan açtıkça birlikte keşifler yapılabilen, bu keşiflerle üzüntüyü yaşamanın da yollarının çeşitlendiren ve zamanı geldiğinde giden bir arkadaş gibi.
Kendisi üzülünce neler yapabileceği, arkadaşları üzülünce nasıl empati kurabileceği konusunda farkındalığı arttıran, çok tatlı bir kitap.





Noa, Kirpi ve Sarı
Yazan: Sepin İnceer
Resimleyen: Sezen Aksu Taşyürek
Yayınevi: ABM

Noa haz aldığı şeyleri bilen ve onları yaptıkça kendini kelebekler gibi hafif hisseden bir çocuk. Bu haline Sarı ismini koyuyor ve onu uzun uzun yaşamayı seviyor, kelebeğin tüm bedeninde dolaşmasına izin veriyor. Noa’nın başına bir gün kötü bir olay geliyor ve sanki bir kirpi gelip kalbine oturuyor.

Noa Kirpi’yi, Sarı kadar hissetmek istemediğini fark ediyor ve maceralı bir yolculuk başlıyor. Bu yolculukta duyguları görmezden gelmek, bastırmak ve kabul etmek ile ilgili halleri deneyimleme, zorlanma ve destek alma gibi önemli duraklar mevcut. Çocuklarla duygularının ifadesi üzerine çalışırken kolaylaştıracağını düşündüğümüz bu kitap, iki sayfasını da çocukların doldurması için tasarlanmış.



Canavarların Da Duyguları Var!

Yazan ve Resimleyen: Özlem Fedai Korçak
Yayınevi: Masalperest

Adı üstünde, canavarların da duyguları var. Canavar dediğine bakmayın, oldukça sevimliler sadece kendilerinin duyguları olmadığının düşünüldüğünden dolayı protesto halindeler. Bu kitapla ulaşabildikleri herkese duyurmak istiyorlar ne zamanlarda neler hissedebileceklerini. Duygu dağarcığını zenginleştiren, herkesin birbiriyle empati kurabileceği bir zemin olabileceğini ifade eden eğlenceli bir kitap.




Öğrenme ortamlarında empatinin giderek artması umuduyla...








22 Ağustos 2019 Perşembe

"Barış Bir Yoldur" Küçükkuyu Güncesi - Ağustos 2019

 

Gelenekselleşen yaz buluşmalarımızın üçüncüsünden merhaba hepinize.
Heyecanla beklediğimiz yaz buluşmasını bu yıl Öğretmen Köyümüze hasretle diyerek Küçükkuyu'da Özge'nin yuvasında gerçekleştirdik. Bizim için buluşmalar ne kadar kıymetliyse buluşmaları geçirdiğimiz yer, şehir, mekan da bir o kadar kıymetli. Özellikle birbirimizin yaşantısına tanıklık edebilmek, ilham aldığı doğayı, mimariyi, mekanları görebilmek bağlantımızı güçlendiren bir şey. Bu defa da Özge ile Kaz Dağları eteklerinde, kendi yuvasında buluşmak bağlantımızı oldukça güçlendirdi.

Kendi doğal akışına sahip toplantılarımız ilk sabah bağlantı çemberiyle başladı. Haftada bir görüşmemize rağmen çalışmamızı planlamadan evvel içimizdeki canlı hayatın akışını "Şu an da nasılım?" sorusuyla çembere akıtarak başladık. Çocukla Barış'a dair önceki buluşmalarımızda koyduğumuz hedefleri, ulaştıklarımızı, ulaşamadıklarımızı, bizi zorlayan yerleri, kolay akan yerleri bir bir hatırlattık kendimize.

Sonrasında bir değerlendirme turu dönerek Şefkatlli Eğitmen Günlükleri'ni, Barış Kütüphanesi'ni, İhtiyaç Kumbarası'nı, Öğretmen Köyü'yle olan ilişkilerimizi, diğer STK ve kurumlarla olan ilişkilerimizi, sosyal medya kullanım şeklimizi uzun uzun değerlendirdik.
Değerlendirmenin ardından "Çocukla Barış'ı bu yıl nasıl hayal ediyoruz?" diye ortaya çiçek gibi açan bir soru bıraktık. İçimizde yaşadığı şeklini konuşmak, bir sonraki yıla dair vizyonumuza katkı koyacak hayallerimizi duymak bize çok iyi geldi.
Aramızdaki bağlantıya, onarıcı güce olan inancımız, aramızdaki üç kişilik çemberin hacmini yüreklerimiz kadar büyütüverdi. Böylece her hayal kendine bu bağlantıda yer buldu.

Ne mutlu bize ki barışı yolda, doğalında kalpten akıtabiliyoruz.
Dolu dolu üç günün sonunda yeni hedefler ve sorumluluklarla bu yola kaldığımız yerden devam etmek niyetindeyiz. Heyecanımız üç kat, merakımız daha da fazlası :)

1 Ekim Dünya Çocuk Günü'nde yeni fikirlerimiz, çalışmalarımız ve üretimlerimizle kaldığımız yerden sizlere yine "Çocukla Barış" diyeceğiz.

Yaz buluşmamızın Küçükkuyu buluşmasına vesile olan Evcik'in sakini Özge, her sabah fırından ekmeğimizi ve simidimizi alan Gülesra, el lezzetiyle mutfağa ve bize dokunan Özenç masa başında uzun sohbetli anlarda yakından buluşmamızı sağladı.
Güçlü bağlantımıza, üretim halimize, büyümemize, yaratıcılığımıza, güvenimize ve şefkatimize şükranla...

Ağustos 2019
Küçükkuyu

15 Haziran 2019 Cumartesi

Özge'nin Şefkatli Eğitmen Günlüğü Mayıs II


Sura Hart ne diyor?


Hepimiz doğal vericileriz. Çocuklar da buna dahil.
Katkıda bulunmak çocukların en temel ihtiyaçlarından biridir. Sınıfınızdaki çocuklar size, diğer çocuklara ve sınıfın işleyişine nasıl katkıda bulunuyor?


Çocuklara üç basit beceriyi öğreterek sınıf içi çatışmaların %99’unu sona erdirme gücüne sahip olur ve onlara yaşamları boyu hizmet edecek becerileri kazandırmış olursunuz.


Onlara;
1- Duygularının farkına varma becerisini (kendilerinin ve başkalarının)
2- İhtiyaçların farkına varma becerisi (kendilerinin ve başkalarının)
3- Herkesin en çok ihtiyacını karşılayacak şekilde strateji geliştirme becerisini öğretebiliriz.
Bugünden başlayarak bu becerileri geliştirmek için neler yapabilirsiniz?


Ben ne düşünüyorum?
İnsan ilişkileri arasında, toplulukta “doğal verici olma” halimizle katkıda bulunma ihtiyacının farkında oluşumuz çok kıymetli bence. Çocukları da bu bakışa dahil etmek, yaptıklarını “katkıda bulunma enerjisi” gözüyle değerlendirmek tek başına büyük bir adım.


Çocuklar yaşadıklarını paylaşabilecek çeşitlilikte bir dil ve güvenli, açık bir alan bulabildiğinde bu enerjiyi kaplarından en doğal haliyle taşırıyorlar zaten. Geçen hafta bir çocuk sınıfın işleyişine şöyle dokundu: uzun süredir bir sağlık problemi nedeniyle annesinden ayrıydı ve çok özlüyordu. Ona bir mektup yazmak ve postalamak istediğini söyledi. Mektuba neler yazılır, nasıl başlanır adım adım sordu. “Annemi o kadar özledim ki onun için bir şey yapmak istiyorum, artık daha güzel yazdığımı görmesi lazım.” enerjisiyle. Diğer çocuklardan ne yaptığını, mektuba nasıl başladığını, ne yazacağını soran oldu. O da anlattı niyetini ve yardımcı oldu yazmak isteyenlere.


Birden herkes elinde kağıt kalem uzaktaki kuzenine, annesine mektup yazmaya koyuldu. Bu süreci bir çocuğun başlatması ve benden aldığı destekle arkadaşlarına yardımcı olması gün içinde keyifli bir an yaşattı. Benim için katkıda bulunma enerjisi böyle bir şey, üretime de geçince tadından yenmez.


Çocuklarla nasıl paylaşıyorum?
Sura’nın sıraladığı, çocuklara yaşam boyu hizmet edecek çatışma çözme becerileri günlüklerde etrafında dönüp durduğumuz konular ve bence döneme de derli toplu bir son. Çocukların duygu dağarcığını geliştirmek için çemberler kurduk, ortaya kartlar serdik, kitaplara kulak verdik. İhtiyaçların farkında varma ve strateji geliştirme benim hala üzerinde çalışmak istediğim beceriler.


İki çocuk ağlıyor, duygusunu rahat ifade ediyor. Ancak asıl ihtiyacı ne? Bu birbirini duymayı, empatik bakabilmeyi gerektiriyor. Bunları fark ettikten sonra bir strateji geliştiremiyorsak çözüme de ulaşamıyoruz. Birinin duyulmaya, bir diğerinin paylaşmaya ihtiyacı var mesela. Ne yapacağız? Burada çocukları desteklemek için sık sık fikir verdiğim oluyor. Strateji dünyasını geliştirmek bolca deneyim gerektiriyor. O eşikle karşılaşınca ancak bakabiliyorum zıplayacak mıyız, uçaçak mıyız, adım mı atacağız… Bunun için kendimden örnekler veriyorum. Mesela biri sordu bu hafta “Sen hiç tartışıyor musun arkadaşlarınla?” diye. Basitçe anlatmaya çalıştım ne gibi konularda sorun yaşadığımızı ve hangi yollardan gittiğimizi. Çocuklar bunları da deneyim haznesine kaydediyor, içeride yavaş yavaş süzüyor bence.


Kendimi nasıl değerlendiriyorum?
Çocuklara kazandırmak istediğim bu 3 beceriyi alıp hayatımın orta yerine bıraktım. Ben de bu yolda deniyorum, görüyorum, öğreniyorum. Stratejilerde tıkandığım oluyor çok, cebimde en az 3 tane bulundurmaya çalışıyorum ki tosladıkça başka yerden devam edebileyim. Çamtepe’de çocuklarla düzenli olarak çalıştığım bu grupla ne şekilde devam edeceğimize dair düşünüp taşındığımız bu süreçte de bunu deniyorum. Günlükler beni odağıma çocuğu koyma konusunda beslemiş, karar alırken bunun gücünü seziyorum içimde, seviniyorum.
Ve bir kutlama elbette, bu yıl da başka bir deneyim havuzu oldu Çocukla Barış’ta. İyi ki devam etme istikrarı göstermişiz, iyi ki gayret etmişim hafta hafta kendimi dışarıdan görebilmek ve Özenç’in günlüklerinden beslenebilmek için.


13 Haziran 2019 Perşembe

Özenç'in Şefkatli Eğitmen Günlüğü Mayıs II

Sura Hart ne diyor?

Hepimiz doğal vericileriz. Çocuklar da buna dahil.
Katkıda bulunmak çocukların en temel ihtiyaçlarından biridir. Sınıfınızdaki çocuklar size, diğer çocuklara ve sınıfın işleyişine nasıl katkıda bulunuyor?

Çocuklara üç basit beceriyi öğreterek sınıf içi çatışmaların %99’unu sona erdirme gücüne sahip olur ve onlara yaşamları boyu hizmet edecek becerileri kazandırmış olursunuz.

Onlara;
1       -Duygularının farkına varma becerisini (kendilerinin ve başkalarının)
2       -İhtiyaçların farkına varma becerisi (kendilerinin ve başkalarının)
3       -Herkesin en çok ihtiyacını karşılayacak şekilde strateji geliştirme becerisini öğretebiliriz.
Bugünden başlayarak bu becerileri geliştirmek için neler yapabilirsiniz?

Ben ne düşünüyorum?

Bu becerilerin, hayatıma yirmilerimin ortasındayken girişiyle, nelerin değişip dönüştürdüğünü hatırladım. Çocukların bu becerilerle erken tanışma ihtimali  o kadar umut verici bir şey ki.

Sura Hart'ın verdiği oranı düşündüm. Gerçekten de sınıf içi çatışmaları bu denli ortadan kaldıracak, öğrenme ortamının duygusal güvenliğini sağlayacak, huzur ve barışı tesis ederek gerçek öğrenmeye alan açacak bu becerileri okulda öğrenmeyeceğiz de nerede öğreneceğiz?
Okul en çok da bunun için olmamalı mı? Hatta okul bunu öğretmeyecekse, geliştirmeyecekse neden var? diye uzuyor bu liste. Ama uzatmak istemiyorum. Şuna dönüştürüyorum, bu beceriler yerine ne var?

Öğrenme ortamında her birey bu kadar katkıda bulunmak isterken, sınıflarda bu üç beceri yerine ne oluyor da, çatışmalar uzun vadede çözülemiyor, bu beceriler gelişemiyor?
Benim aklıma ilk gelen: kalıplaşmış ödül-ceza yöntemleri.
Kuralları belirle, uyanları ve daha iyi uyanları ödüllendir, uymayanları cezalandır. Bu ikisini yapan da hep öğretmen olsun. Çok kolay ve hemen işleyecek gibi görünen ancak uzun vadede hiç işlemeyen, çözmeye çalıştığı her ne varsa daha da zorlaştıran bir yöntem. Çünkü güvenli öğrenme ortamının vazgeçilmez değerlerine taban tabana örtüşmeyen yaklaşımları içeriyor. Bağlantıyı koparıyor, özmotivasyonu zedeliyor ve dolayısıyla bireyin gücünü eline almasını çok zor bir hale getiriyor.

Çocuklarla nasıl paylaşıyorum?

Tam da dönemin sonuna yaklaşırken, bu üç beceriyi hayata geçirmeyi kolaylaştıran çemberimizi ve sınıf anlaşmamızı hem yazılı hem sözlü olarak değerlendirdik.  Hem anlaşma hem çemberi dönemin başından beri paylaştığım için ona pek değinmiyorum.

- Çember olmasaydı, birbirimizi bu kadar çok sevmeyebilirdik. Her gün konuştukça birbirimizi daha çok sevdik.

- Çemberimiz bizi birbirimize bağlıyor. Orada sorunlarımızı konuşabiliyoruz, böylece daha az sorun yaşıyoruz.

- Ben çemberde kendimi nasıl hissettiğimi söylemeyi öğrendim, arkadaşlarımın kendini nasıl hissettiğini öğrendim.

- Önceleri ihtiyaç kelimeleri bana karışık geliyordu. Şimdi kendimi daha iyi ifade edebiliyorum.

- Sınıf anlaşması, gerçekten anlaşmayı sağlıyor. Anlaşmayı hiç konuşmazsak anlaşamayız.

- Anlaşma iş bölümümüzü kolaylaştırıyor. Her gün kimin ne iş yapacağı belli oluyor. Sınıfımız hep düzenli oluyor.

- Bu sınıfta hiç büyük kavga çıkmıyor. Bunun nedeni anlaşmamız olabilir.


Bu gibi cümleler geldi değerlendimelerden, dinlerken ve okurken büyüme ve gelişmemizi kutladım. İçimden bir ses ''kim derdi ki, iki yıl önce biz şimdi nasıl birbirimizi anlayacağız ve birlikte konuşacağız dediğim halden, buraya gelelim.''

Oluyormuş, her zorluktaki kerameti görmeye çalışarak, kendine ve çocuklara inanarak, birlikte hayal ederek, hayallerin üzerine hayal ekleyerek, her yaptığımıza ''biz şimdi ne yaptık?'' diye tekrar bakarak, destek alıp dayanışarak...

Şöyle bir sınıfa baktım. O kadar çok kişinin o kadar çok görünen/görünmeyen emeği var ki.
Gözlerim doldu içimdeki şükrandan.

Bizi 25 kişilik bir sınıftan, bir topluluğa dönüştüren herkese, her şeye çokça şükranla.









1 Haziran 2019 Cumartesi

Doğayla Barış 3

Barış Kütüphanemizde yer verdiğimiz Doğayla Barış listelerini çocukların ve yetişkinlerin doğayı, yaşam döngülerini, canlı çeşitliliğini daha yakından tanımaları ve yeryüzüyle güçlü bağlar kurabilmeleri niyetiyle hazırlıyoruz.
Aslında her an doğanın içinde, onu fark edebildiğimiz anları çoğaltma gayesindeyiz.
Hızlı ve tüketici yaşam kültürü bizi bundan koparıyor olsa da, özümüze dönmek doğa ile barış; dünya ile uyum içinde yaşamaya çalışmak için odağımızı buraya koymaya niyet ediyoruz.
İklim krizinin çocuklar tarafından başlatılan eylemlerle parlamentolara taşındığı, ülkelerin gündeminde yer aldığı şu günlerde gezegeni duyabilmenin, ihtiyaçlarına kulak verebilmenin, harekete geçmenin tam zamanı.
Yaz boyu çocuklarla birlikte ormanlarda, yaylalarda, deniz kıyılarında, parklarda, bahçelerde doğayla buluştuğunuz, uyum içinde birlikte zaman geçirmeniz dileklerimizle...

1) İlk Okuma Serisi - Ağaçlar, Minik Hayvanlar
(İki kitap için)
Yazan: Lisa Jane Gillespie, Lucy Bowman
Çeviri: Pınar Dündar
Yayınevi: Tübitak Yayınları

Tübitak’ın çıkarmış olduğu en zengin serilerden biri olan ilk okuma; dünya ve yaşama dair pek çok konu başlığı sunuyor bize. Her biri gerçek fotoğraflarla, kısa ve net bilgilerle, akla düşen sorularla dolu olan kitapların sonunda bir de mini sözlük yer alıyor.
Takibi kolay ve büyük puntolarla hazırlanmış kitabı okul öncesi dönemindeki çocuklara siz okuyabilir; ilkokul çağında derslerinize yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Evde de okuma zamanlarında başucunuzda bulundurarak pek çok konuda birlikte inceleme yapabilirsiniz.


Serinin içinde yer alan kitaplardan bazıları: Kurbağalar, Kelebekler, Kurtlar, Dinozorlar, Örümcekler, Kediler, Köpekler, Gece Hayvanları, Tehlikeli Hayvanlar, Yağmur Ormanları, Hava Durumu,Güneş Sistemi, Vücudumuz, Çöp ve Geridönüşüm.

2) Bir Yağmur Damlasının Yolculuğu
Yazan: Suzanne Slade
Resimleyen: Holli Conger
Çeviren: Özlem Köroğlu
Yayınevi: Tübitak Yayınları


Yaşam döngülerini öğrenmenin doğayla uyum içinde yaşamak için çok önemli bir adım olduğunu düşünüyoruz. Tübitak’ın bu yolculuk kitapları ile de bunu eğlenceli ve akılda kalıcı bir şekilde öğrenebiliyoruz.
Bir su damlası, yeryüzünde kaybolmadan nereden nerelere gidiyor düşünsenize. (Bununla ilgili bir de Bu Sudan Bir Dinozor İçmiş Olabilir mi? kitabı düşüverdi aklımıza. Başka bir listeye artık:)
Bizim yağmur damlası gözünde güneş gözlükleriyle gökyüzünden iniyor yeryüzüne, ve başlıyor asıl hikaye. Nehirler, şehirler, insanlar, hayvanlar…
Ve kitap aslında hiç bitmiyor. Çünkü şu bilgiye yer veriyor: “Everest Dağı’nın zirvesinde yer alan buz şu an sizin küvetinizi dolduruyor olabilir.”
Tabii siz yine de küvetinizi doldurmayın, kullandığınız suya iyi bakın. Döngüler sürüp gitse de insan faaliyetleri bu döngülere büyük zararlar vermekte.
Serinin diğer kitaplarına bakacak olursak: Bir Kral Kelebeğin Yolculuğu, Bir Mikrobun Yolculuğu ve Bir Plastik Şişenin Yolculuğu.


3) Genç Kaşifin Doğa Rehberi I-II
Türkiye’nin Ağaçları
Yazan: Gülnar Önay
Resimleyen: Tim Davis
Türkiye’nin Kuşları
Yazan & Resimleyen: Tim Davis
Yayınevi: Mandolin Yayınevi


Doğayla Barış listelerinin bir parçası da gözlem rehberleri. Doğadaki çeşitliliği tanımak, farkına vararak gözlemlemek için doğada olduğumuz anlarda elimizin altında duran kitaplar bunlar. Genç Kaşif’in Doğa Rehberi serisinin güzelliği de ülkemize özgü çeşitliliğe dair hazırlanmış olmaları.
Ağaçlar kitabında öncelikle genel bilgilerle karşılaşıyoruz: ağaçlar nasıl beslenir, yaşını nasıl anlarız gibi sorularla. Ardından ağaçları tanımaya başlıyoruz: Genel özellikleri neler, ailesi ne, günümüze nasıl geldi, ülkemizden örnekler, ilginç bilgiler gibi başlıklarla.
Kuşlar kitabının ilk bölümünü ise hikaye gibi okumamızı öneriyor yazar. Kuşlarla İstanbul semalarında geziyoruz, hem de kuşlarla ilgili ilginç bilgiler öğreniyoruz.
Devamında kuşların nefis çizimleriyle genel özelliklerini ve familyalarını inceliyoruz. Kuşların davranış biçimlerine dair ilginç bilgilerle kuş gözleminin tutkulu dünyasıyla tanışıyoruz.

 4) Dedemin Bahçesi
Yazan: Stella Fry
Resimleyen: Sheila Moxley
Çeviren: Çağıl Baykara
Yayınevi: Vidhata Yayınları


Bir sebze bahçesi ekimi ve bakımı ile ilgili gerekli pek çok bilgiyi Ömer ve dedesi ile öğreniyoruz. Ömer merakla dedesinin yaptığı şeyleri gözlemliyor, ona sorular soruyor. Aralarında geçen sohbetle toprakta neler olduğuna, bir sebzeyi yetiştirirken nelerin yapılacağına dair fikir veriyor bize..
Bu sırada mevsim döngülerine, kompostun içeriğine, fideleme şekillerine dair bilgi sahibi oluyoruz. Hikayeyle birlikte üretime dair kısa ve pratik bilgiler veren kitap bir sebze bostanı planlaması ile devam ediyor. Bahçede dört mevsim yapılacak işleri ise Ömer dedesinin bahçesindeki olaylarla birlikte anlatıyor.
Çocuklarla bahçe uygulamaları yapmaya başlamadan ve hatta süreç icerisinde sık sık danışılacak bir kitap. Dedesinin bahçesinde büyüyen şanslı çocuklara…

5) Canım Ağacım
Yazan & Resimleyen: Jacques Goldstyn
Çeviren: Mehmet Erkurt
Yayınevi: Can Çocuk Yayınları

“...Ben “münzevi” dedikleri türde biriyim. Her şeyi tek başıma yaparım. Bunun canımı sıktığını sanmayın. Aksine.”
Bir çocuk kitabında rastlamaktan mutlu olduğumuz cümlelerden. Seninle tanıştığımıza memnun olduk, çocuk :) Ağacın Bertolt’la da.
Canım Ağacım sıcacık bir dostluk öyküsü. Küçücükken doğada tek başınıza geçirdiğiniz zamansız anları hatırlayın. Zamansız derken, gerçekten saatin yutulduğu. Güneşe göre hareket ettiğiniz, durup hayal ettiğiniz zamanları…
Canım Ağacım ile bir ağaçla yalnız geçirilen zamanların nasıl keşiflere yol açtığını görüyoruz. Ağacın barındırdığı canlı çeşitliliği ve dört mevsim halleri ile.
Fakat bir gün, baharın gelmesine rağmen yeşermiyor bu güzel ağaç. Ve devamında neler oluyor neler…
Doğayla kurulan bağla birlikte yaşamın döngüsüne de yer veren çok sevdiğimiz bir hikaye Canım Ağacım.

6) Yağmuru Seven Adam
Kurgulayan ve Resimleyen: Ekin Büyükşahin Pöğün
Yayınevi: Paraşüt Kitap


İçinde hiç metin bulunmayan bu sessiz kitap yağmurlu bir havada güzelliklerin nasıl yeşertileceğine dair büyüleyici bir hikaye.
Yağmurlu bir gün. Bir yağmur bulutu ve yağmuru seven bir adam.
İşine gidiyor geliyor, yemek yiyor, kitap okuyor. Bulut peşini bırakmıyor…
Şaşırtıcı kurgusu, sanatsal renk ve çizgileriyle naif bir son yaratıyor kendine. Belki de bir başlangıç.
Asit içermeyen, geri dönüştürülebilir kağıt olarak basıldığı için Paraşüt Kitap’ı da kutlarız.

7) Kitap Karıncası
Yazan: Sezin Mavioğlu
Resimleyen: Gökçe İrten
Yayınevi: Redhouse Kidz


Karıncaların toprağın üzerinde bir telaş içerisinde şu sıra. Her yerde görebilirsiniz onları, yol kenarları, toprak patikalar, ağaç kabukları, mutfak tezgahları... Doğanın her yerde olduğuna dair ilk canlı belirtilerinden bu çalışkan topluluk. Bu kitapta tanıştığımız ise bir kitap karıncası, kitaplarda yaşayan, sözcüklerle arkadaş olan türden.
Hikayesini duyduktan sonra evde karşılaştığınız karıncalara bir başka yaklaşabilir, özenle gözlemleyebilirsiniz.
Kitap karıncası ile tanıştıktan sonra kitapların arasında yaşadığı maceraları dinliyoruz ondan. Elinizde bir büyüteçle inceleseniz iyi olur kitabı. Ve ardından düşünseniz: karınca olmak nasıl bir şey bu dünyada?
Empati kaslarımızı geliştirdikçe doğayla da bağımızın, barışımızın artması umuduyla...