Sura Hart ne diyor?
Hepimiz doğal vericileriz. Gençler de buna dahil.
Katkıda bulunmak öğrencilerimizin en temel ihtiyaçlarından
biridir. Sınıfınızdaki öğrenciler size, diğer öğrencilere ve sınıfın işleyişine
nasıl katkıda bulunuyor?
Vericinin önündeki doğal sıfatını düşündüm, kaldım. Doğal
olduğuna o kadar inanmak istiyorum ki. Doğal olan çok şeyin başına gelenden bu
da nasibini almış her halde. Gözümü kapattım, hepimizin doğal verici olduğu bir
dünyayı hayal etmeye çalıştım, pek beceremedim. Çocuklar geldi gözümün önüne en
çok, mümkünse yakınlarında ebeveyni bulunmayan, daha çok doğada.
Sonra bu bağlar nerelerde nasıl koptu da, hayal etmeye
çalıştığımda daha fazlası gelmedi gözümün önüne diye düşündüm. Bir an içim
sıkıldı, umutsuzluk kendini göstermeye başladı.
Sonra neler yapmaya
çalıştığımızı, çabamızı, inadımızı, başka çaba ve inatları hatırladım, daha
fazlasını hatırlattım kendime, sonra aldım rahat nefesi, el salladım
umutsuzluğa.
Evet, vericiliğimiz doğal ve ben bunun doğal olduğunu bana
unutturmalarına izin vermeyeceğim, en çok bunu hissettim okurken. Unutmadıkça
da yaşayacak, büyüyecek.
Çocuklarla nasıl
paylaşıyorum?

Katkıda bulunmak temel ihtiyaç. Kendimize, birbirimize,
okulumuza, işleyişimize… Daha çok, daha az, daha iyi, daha kötü demeden. Hemen
olmuyor ve bence iş yine duygusal güvenliğe geliyor. Bunu sağladıkça, sağlamaya
çalıştıkça katkıda bulunabilme potansiyelimiz artıyor ve gelen katkıları daha
iyi görür hale geliyoruz.
Her yol duygusal güvenliğe mi
çıkıyor? sorularını duyar gibi oluyorum, ben de soruyorum kendi kendime. O
kadar her şeyle ilişkili ki. Birbirimizle bağımızın güvencesi sanki. Güvende
hissediyorsak, kabul gördüğümüzü, duyulacağımızı hissediyorsak varlığımız
değişiyor, dönüşüyor. Çocuklarla deneyimim de bu yönde. Sene başında, sesini
duymadığım, bedenen de içe kapanık, kafası eğik, yavaş hareket eden çocuk,
birbirimizi tanıdıkça, duyup gördükçe, birlikte yaşamak ve öğrenmek için nelere
ihtiyacımız olduğunu konuştukça, kökü toprakta suyla buluşmuş bir fide gibi adeta.
Dikleşiyor kalbinin önüne eğilen omuzları, sesine duygusu ekleniyor, bedeni
kendi hızını buluyor, istediği renkte açıyor. Bu benim fark etmeyi en çok
sevdiğim değişikliklerden, büyük armağan benim için. Gerçek varlığımızı mümkün
kıldıkça, katkıların bağlantısı kuruluyor, niteliği artıyor, her birimizi ve
topluluğu güçlendiren bir şeye dönüşüyor.
Kendimi nasıl değerlendiriyorum?
Bu blog da kendimize,
birbirimize ve topluluğumuza katkı niyetiyle başladı. Niyetimiz daim,
bağlarımız güçlü olsun. Özgecim ne güzel demiş: Paylaştıkça çoğalıyor insan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder