Sura Hart ne diyor?
İletişimimizin her noktasında, öğrencilerimizi nasıl gördüğümüzün ve onların neleri başarabileceklerine inandığımızın bilgisini aktarıyoruz.
Öğrencilerinize hangi mesajları aktarıyorsunuz?
Öğrencileriniz bu cümleyi nasıl tamamlar: "Öğretmenim _____ sever."
Ben ne düşünüyorum?
Geçtiğimiz hafta çocuklar için kitap sipariş vermiştim. “1’den 20’ye kadar sayıları öğreniyorum” tadında bir matematik etkinlik kitabı da vardı. İncelemek için elime bir aldım ki başında göz alan renkleriyle başımı döndüren bir sayfa. Her biri minik minik yapışkan kağıtlardan; yıldız, kalp, çiçek gibi şekillerden oluşuyor. Üzerlerinde ise şunlar yazıyor: “Harikasın”, “Mükemmelsin”, “1 numarasın”, “Aferin”, “Bravo”, “Muhteşem”, "Sen şampiyonsun".
Tüm bunları görünce gözlerim büyüdü önce. Bu kadar büyük kelimeleri art arda görünce gözlerim bile taşıyamadı sanırım.

Çocuklarla nasıl paylaşıyorum?
Bu hafta kitap örneği çok taze olduğu için verilen mesajlar konusunda aklımda direk bu konu canlandı. Günlüğe de ileride daha ayrıntılı yazmak üzere geçmek istedim.
Ancak bu konuyu çocuklarla paylaşma şeklim bana göre daha çok sözel olmayan yollardan. Çocuklara aktardığımız mesajlar bazen bir mimiğimiz, bazen kısacık bir sözümüz, bazen sadece o gün okulda olma motivasyonumuz.
Bir etkinlik paylaşırken halimizden, çocuğun başarabileceğine dair inancımıza dair bir çok ipucu yakalanabilir. Çocuklardan birinin fikirlerine verdiğimiz yanıt, daha da çok beden dili, mimikler önemli mesajlar veriyor.
Benim çocuklara aktarmaya çalıştığım mesajlar güven, sevgi, şefkat gibi temel değerleri onlarla paylaşıyor olduğumu gösterebilmek, o andan keyif almaya çalışmak, kendi ilgi ve meraklarını açığa çıkarmalarını sağlamak gibi konular üzerine oluyor son zamanlarda.
Çocukların geri bildirimleri neler?
Bu hafta çeviriden bize kalan: "Öğretmenim _____ sever." cümlesini ise yukarıda örnek verdiğim konularla bağdaştırmaya çalışacağım. Çünkü çocuklara vermeye çalıştığımız mesajlar aslında bize de birer geri bildirim oluyor anında.
“Öğretmenim sarılmayı sever”
“Öğretmenim oyuncakları konuşturmayı sever.”
“Öğretmenim konuşmayı sever.”
“Öğretmenim kozalak toplamayı sever.”
Bazı cümleleri “Öğretmenim, sen de bu oyuncakları amma sevdin. Oynayıp duruyorsun” “Öğretmenim sen de her ormana gidişimizde kozalak topluyorsun.” gibi örneklerden derledim :)
Sonrasına dair düşüncelerim biraz uzun vadeli. 2 haftalık tatile geldiğimiz için önümüzdeki haftayı ya da bu konuyla ilgili sonraki adımı planlamakta zorlanıyorum.
Öncelikle “Çocukla Barış” olarak tatilde Özenç ve Gülesra ile bir araya gelmeyi bekliyorum. Günlüklerde 14 haftayı tamamladık, kitap listeleri yayınladık. Yeni şeylere kafa yorduk, aldığımız geri bildirimleri düşündük. Yeni işler için yola koyulduk. Bunları paylaşıp değerlendireceğimiz için heyecanlıyım. Daha da sonrasında olacakları merak ediyorum şimdiden.
Kendimi nasıl değerlendiriyorum?
Yüzümde bir tebessüm, derin bir iç çekişle bitiriyorum bu hafta günlüğümü. Hani yazdığın bitince gülümseyerek defteri kapatıp kollarının arasında göğsüne yaslarsın ya, öyle bir hisle...
Canım şefkatli günlük bana çocuklarla her anımı farkına vararak yaşamamı sağladı. Benim için de yeni olan Çamtepe deneyimleri iyi ki bu yolculukla kesişti. Her hafta sabırla, heyecanla, bu motivasyonla işlerimin önüne alıp burayı yaşadıklarımla, düşündüklerimle, hayal ettiklerimle doldurduğum için şükran doluyum. Bu işi Özenç ve Gülesra ile yaptığım, onlardan beslenip öğrendiğim için daha da mutluyum.
Öğretmenliğimin yanında insan yanımla da artık daha şefkatli olduğumu fark ediyorum. Bununla ilgili geçen hafta yakın bir dostumdan beklemediğim bir anda geri bildirim almak beni şaşırttı ve sevindirdi. Bunda günlüğün payı büyük.
Önümüzdeki dönem yeni hikayelerle devam etmek dileğiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder