BBOM Derneği, Çocuklarla Evde Öğrenme Sürecini Kolaylaştırmak başlığı ile altı konudan oluşan bir ebeveyn eğitimi serisi hazırladı,geçtiğimiz hafta itibariyle de tamamlandı. Biz de, bu seride evi katılımcı ve barışçıl öğrenme ortamına dönüştürmek ile ilgili paylaşımda bulunduk, ben de bu ayın yazısını oradaki paylaşımlarımıza ayırmak istedim, yazı kalır sonuçta.
Katılımcı ve barışçıl,
vizyonumuzda da geçen, sıklıkla tekrarladığımız kavramlar. Bunları ev ölçeğinde biraz açacak olursak,
- evde
herkesin kendini güvende hissettiği, kendini ifade edecek farklı alan ve
araçlar bulabildiği,
- evdeki
kararların birlikte alındığı, birlikte takip edildiği,
- anlaşmaların
yapıldığı, iş bölümlerine göre herkesin sorumluluklarının olduğu,
- anlaşmazlıklarını
da birlikte çözmeye çalışan, uyumlu ve huzurlu bir hal diyebiliriz.
Katılımcı ve barışçıl ev
ortamını neler üzerine düşünerek sağlayabiliriz, hangi araçları kullanabiliriz sorularına BBOM Derneği’nin hayali
nedir? videosunda geçen görsel yardımcı olabilir.
*BBOM Derneği’nin hayali
nedir? videosu: https://www.youtube.com/watch?v=1oQlNwTtYwI
Biz de, buradan bir
minik özeti şu kavramların ne demek olduğu, evde neyi kolaylaştırdığı ve nasıl sağlanabileceği üzerine paylaşımda bulunduk:
Bağlantı, anlaşma ve rutinler, anlaşmazlık çözümü.
Buradaki yazılarda,
bağlantı, anlaşma ve rutinlerin önemine sınıf ölçeğinde çokça değindik,
kullandığımız araçları
Barış Kütüphanesi’nde derledik, bunların her biri evler için de geçerli
aslında.
- İletişim
kurarken, yargılarımızı fark etmek ve kendimizi gözleme davet etmek
- Kendimizi
ifade ederken duygu ve ihtiyaçlarımızla bağlantıda olmak
- Çocuklar
kendilerini ifade ederken, duygularını görmeye ve altında yatan ihtiyacı
tahmin etmeye çalışmak
- Evlerde
herkesin ihtiyaçlarının gözetildiği, dinamik anlaşmalar yapmak
- Evin
kendisini tüm bu öğrenmeleri sürekli hale gelebilecek şekilde dönüştürmek
Örneğin: Duygu ve
ihtiyaç köşeleri, anlaşma süreçlerinin görünür olduğu posterler, çocukların
takip edebileceği iş bölümü
çizelgeleri, ev çemberleri zamanları ve yerleri gibi..
Buraya kadar bir peri
masalı gibi okumadınız umarım. Pek tabii anlaşmazlıklar, tam bir şeyler yoluna girdi gibi gelirken
geriye gitmeler, nasıl olacak bu işler diye bazen umutsuzca düşünmeler
olabilir. Benim kendi sınıf
deneyimimden bildiğim, genelde böyle oluyor. O nedenle anlaşmazlık çözümü üzerine de düşünmek
önemli.
Anlaşmazlıklarımız
üzerine düşünmek, evde barışı sürdürmeyi kolaylaştıracak ipuçları verir. Çünkü bazen işler yolunda
gitmez, anlaşmazlıklar, belki öfke nöbetleriyle sonlanan çatışmalar
yaşanabilir. Anlaşmak her zaman
mümkündür diyen var mı aranızda? Bence bunu fark etmek önemli. Biz bir şeyleri eksik
yaptığımızdan değil, ilişkinin doğasında olduğu için anlaşmazlık var gibi
geliyor bana. Acaba anlaşmazlıklardan
korkmasaydık, anlaşmazlık olduğunda hemen çözmeye, ortadan kaldırmaya odaklanmayıp, neler olduğunu anlamaya çalışsak
nasıl olurdu? Ben bu soru üzerine
düşünmenin dahi bir fark yaratacağına inanıyorum. Bu şekilde bakmak, bir anlaşmazlık
yaşadığımızda ya da tanık olduğumuzda suçluluk, yetersizlik, telaş yaşamanın
yerine serinkanlılığı ve
bağlantıyı koyabilir. Bu da barışı kolaylaştırır.
Evde bir anlaşmazlık
yaşadığımızda ya da bir anlaşmazlığa tanık olduğumuzda, bunu bağlantılarımızı güçlendiren bir öğrenme fırsatına
dönüştürecek, durumları konuşmayı kolaylaştıracak şu sorular kullanılabilir.
Senin bakış açından ne
yaşandı?
O ânı düşündüğünde ne
hatırlıyorsun?
Sen nasıl etkilendin?
Diğerleri nasıl etkilendi?
Devamında ne olmasını
isterdin?
Şimdi nasılsın?
Belki paylaşılamayan bir
oyuncak, belki bir türlü anlaşılamayan ekran süresi tartışmalarından sonra, biraz sakinleşince bu şekilde kendimizi ifade
etsek nasıl olurdu?
Kendimizden evlere,
evlerden evrene...Birlikte yaşamı öğrenelim, öğrendiklerimizi paylaşalım diye.