Sura Hart ne diyor?
Hepimiz doğal vericileriz. Çocuklar da buna dahil.
Katkıda bulunmak çocukların en temel ihtiyaçlarından biridir. Sınıfınızdaki çocuklar size, diğer çocuklara ve sınıfın işleyişine nasıl katkıda bulunuyor?
Çocuklara üç basit beceriyi öğreterek sınıf içi çatışmaların %99’unu sona erdirme gücüne sahip olur ve onlara yaşamları boyu hizmet edecek becerileri kazandırmış olursunuz.
Onlara;
1- Duygularının farkına varma becerisini (kendilerinin ve başkalarının)
2- İhtiyaçların farkına varma becerisi (kendilerinin ve başkalarının)
3- Herkesin en çok ihtiyacını karşılayacak şekilde strateji geliştirme becerisini öğretebiliriz.
Bugünden başlayarak bu becerileri geliştirmek için neler yapabilirsiniz?
Ben ne düşünüyorum?

Çocuklar yaşadıklarını paylaşabilecek çeşitlilikte bir dil ve güvenli, açık bir alan bulabildiğinde bu enerjiyi kaplarından en doğal haliyle taşırıyorlar zaten. Geçen hafta bir çocuk sınıfın işleyişine şöyle dokundu: uzun süredir bir sağlık problemi nedeniyle annesinden ayrıydı ve çok özlüyordu. Ona bir mektup yazmak ve postalamak istediğini söyledi. Mektuba neler yazılır, nasıl başlanır adım adım sordu. “Annemi o kadar özledim ki onun için bir şey yapmak istiyorum, artık daha güzel yazdığımı görmesi lazım.” enerjisiyle. Diğer çocuklardan ne yaptığını, mektuba nasıl başladığını, ne yazacağını soran oldu. O da anlattı niyetini ve yardımcı oldu yazmak isteyenlere.
Birden herkes elinde kağıt kalem uzaktaki kuzenine, annesine mektup yazmaya koyuldu. Bu süreci bir çocuğun başlatması ve benden aldığı destekle arkadaşlarına yardımcı olması gün içinde keyifli bir an yaşattı. Benim için katkıda bulunma enerjisi böyle bir şey, üretime de geçince tadından yenmez.
Sura’nın sıraladığı, çocuklara yaşam boyu hizmet edecek çatışma çözme becerileri günlüklerde etrafında dönüp durduğumuz konular ve bence döneme de derli toplu bir son. Çocukların duygu dağarcığını geliştirmek için çemberler kurduk, ortaya kartlar serdik, kitaplara kulak verdik. İhtiyaçların farkında varma ve strateji geliştirme benim hala üzerinde çalışmak istediğim beceriler.
İki çocuk ağlıyor, duygusunu rahat ifade ediyor. Ancak asıl ihtiyacı ne? Bu birbirini duymayı, empatik bakabilmeyi gerektiriyor. Bunları fark ettikten sonra bir strateji geliştiremiyorsak çözüme de ulaşamıyoruz. Birinin duyulmaya, bir diğerinin paylaşmaya ihtiyacı var mesela. Ne yapacağız? Burada çocukları desteklemek için sık sık fikir verdiğim oluyor. Strateji dünyasını geliştirmek bolca deneyim gerektiriyor. O eşikle karşılaşınca ancak bakabiliyorum zıplayacak mıyız, uçaçak mıyız, adım mı atacağız… Bunun için kendimden örnekler veriyorum. Mesela biri sordu bu hafta “Sen hiç tartışıyor musun arkadaşlarınla?” diye. Basitçe anlatmaya çalıştım ne gibi konularda sorun yaşadığımızı ve hangi yollardan gittiğimizi. Çocuklar bunları da deneyim haznesine kaydediyor, içeride yavaş yavaş süzüyor bence.
Kendimi nasıl değerlendiriyorum?
Çocuklara kazandırmak istediğim bu 3 beceriyi alıp hayatımın orta yerine bıraktım. Ben de bu yolda deniyorum, görüyorum, öğreniyorum. Stratejilerde tıkandığım oluyor çok, cebimde en az 3 tane bulundurmaya çalışıyorum ki tosladıkça başka yerden devam edebileyim. Çamtepe’de çocuklarla düzenli olarak çalıştığım bu grupla ne şekilde devam edeceğimize dair düşünüp taşındığımız bu süreçte de bunu deniyorum. Günlükler beni odağıma çocuğu koyma konusunda beslemiş, karar alırken bunun gücünü seziyorum içimde, seviniyorum.
Ve bir kutlama elbette, bu yıl da başka bir deneyim havuzu oldu Çocukla Barış’ta. İyi ki devam etme istikrarı göstermişiz, iyi ki gayret etmişim hafta hafta kendimi dışarıdan görebilmek ve Özenç’in günlüklerinden beslenebilmek için.